Bilginin Doğası

14 Mayıs 2012

“Sen okaliptüs ağaçlarını bilir misin? Uzun boylu ve güçlü ağaçlardır, çok su çektikleri için bataklık yerlere dikerler. Köylerde garip dost da derler hani. Yapraklarını elinle ovuşturursan güzel bir koku çıkar; adeta doğanın kokusu gibi, canlandırıcı, pişmemiş, ham bir koku. Bu ağaçların kabukları soyulur. Altlarından yeni deriler çıkar, hatta ilk soyulduğunda, insanın yeni çıkan derisi gibi, pembecik, azıcık kanlı görünür. İşte o kabuklar bana göre BİLGİ’dir. O ağacın kendi kanından canından üretip üzerinden attığı eski kabuğu! O kabuklar rüzgarın önünde oradan oraya uçuşurlar. Onları bulanlar, biriktirip yakarlar ve ısınmaya çalışırlar. Ama çok geçicidir onların verdiği ısı. Çünkü ölüdürler. Kendilerini üreten kaynaktan kopmuşlardır bir kere. Yani bilgi-kabuk geçicidir, senin beklediğin ısıyı sana hiç bi zaman veremezler ama yaptıkları şey aslında şudur; sana belki bir gün bir daha asla üşümeyeceğin kadar ısınabileceğin beklentisini verirler. Ve her defasında bu beklentiyi besleyip büyütürler. İşte sen ve senin gibiler o kabukların peşinde koşarsınız hep!” YENİ’den Doğanlara-Dağ Bağlantısı-Sibel Atasoy

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü bilginin doğası üzerine harika bir alıntı bu yazı:)

  • Turan Erdal Bilgi bizi koruma amaclıdır zaten.

    YENİ’den DOĞAnlar Kulubü Sürdürülebilir rüya istediğimiz için 🙂

    Turan Erdal Ruyadan kacamak yapmak yok galiba…
  • SibelAtasoy: Şu anda hayat dediğimiz şey; üzerinde mutabakata varılmış bir rüya olmasına karşın, uykuda bambaşka rüyalar görebiliyoruz, hatta gündüz düşleri ve vizyonlar da görüyoruz. Bunların hepsi henüz ‘sürdülemeyen rüyalardır’. Fakat bu onların gerçekliğini sarsmaz! Sadece inşası bitmemiş siteler gibidir onlar.

Demek ki biz ‘Sürdürülebilen rüyadan’ kaçamaklar yapabilen varlıklarız. Bu kaçamaklarımız; niyetimizin sarsılmaz oluşu oranında sürdürülebilir hale gelecek gerçekliklerdir.

  • Turan Erdal Bir ruyadan digerine atlarken kacamak yapıyoruz, diyorsun galiba. Hersey ruya olunca gercek birseyin de olması gerekmiyor mu?

    Sibel Atasoy Hahahahahaha Sen hala gerçek bi gerçeğin olduğunu mu sanıyorsun?
  • Turan Erdal Ken Wilber dört dünyadan bahsediyordu, ben ikiye indirgiyorum. Bizden bağımsız dısarda biseyler var ama tam ne olduğu belli değil. Kestirmemiz de imkansız gibi gözüküyor.

    Sibel Atasoy İçinde “ben” öznesi oldukça hepsi biir rüyadır. Ben bilinci olmadığında ise YOKtur. YOKluk ancak rüyalar yoluyla çıkarsanabilir:)
  • Turan Erdal Bu kendi kuyrugunu kovalayan kopege dondu :-)))
  • Sibel Atasoy ona uroboros deniyo işte
  • Turan Erdal Evet…
  • Sibel Atasoy Evet diyorsun ama rüyayı küçümsemeye devam ediyorsun, gerçek gerçeğin peşinde yaşam alevin giderek azalıyor. Belki de yanılıyorumdur 🙂
  • Turan Erdal Hayır, hayır, ben gercek pesinde kosmuyorum. Ben sadece kendime uyumlu, iyi teoriler arayısı icindeyim. Her kimseyi kucumseyecek kadar buyumedim daha…
  • Sibel Atasoy Gerçekliğin, rüya olduğunu ya da benim deyişle OYUN olduklarının fikrine alışmak zor, yaşamak imkansıza yakın. Hepiciğimize kolay gelsin dilerim.
  • Turan Erdal Oyun terimine biraz alıstım ama su ruya tabiri bana biraz uzak..
  • Sibel AtasoyOyun kuramı, benim buluşumdu ve yeni bişey olarak daha bir bilmiyorum noktasından dinlenebildi, oysa rüya, herkesin sanki en iiyi bildiği bir şeymiş zannıyla kendilerini doldukdukları bir alan. Ben ikisinin de gerisindeki mekanizmayı aynı görüyorum. Ne derseniz frekanslar böyle olabilir mi?

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir