BAŞARIyı nasıl tanımlarsınız?

03 Haziran 2014

Bu görüş (başkasının çizgisini bölerek ondan üstün gelmektense kendi çizgini uzatmak) ilkine nazaran daha akıllıca ve barışçıl görünmekle birlikte hala kıyas ve ayrılıkçılık gütmekte, başarıyı tıpkı ilk çözümdeki gibi daha büyük ve daha ileri ile ölçmektedir. Oysa üçüncü bir çözüm, herkesin BİRliğe kendi eşsiz yani asla birbirleriyle mukayese edilemeyecek katkısını sunuyor olmasının başarı olarak kabul edilmesi görülebilir. Tabi böyle bir çözüm yayılmacı ve harcamacı bir kültürde nasıl gelişip serpilir onu bilmiyorum fakat imkansız değil üstelik geliştirilmeye de tamamiyle açık.

Şimdi bizim yapacağımız kendimizi iyi izlemek, BAŞARI hissini kıyas yolu ile yaptığımızı fark ettiğimiz anlarda kendimize anlayışla gülümsemek olmalı. Örneğin çocuğumuzun not ortalaması sınıf birincisi olsun diye çabalarken diğer yandan her gün bir diğerinden daha yüksek ve sivri dikilen gökdeleni eleştirirken kendimizi yakalayıp, çelişkilerimize gülümseyebilmek.
Başarı tanımlamamız kesinlikle değişiyor, bu kaçınılmaz yeni enerji nehrinin sunduğu fırsattır, onunla uyum içinde akabilmek için zihnimizi ikna edeceğiz ve bunu oyun gibi yapacağız, eza ve cefayla değil, bence böyle 

Kendimizi daha önceki kendimizle kıyas yoluyla başarı tanımı da bir başka yöntemdi. Bu bile bir gereksinim değil bence, bir başka kabul. Benim kendime önerim, insanın bu dünyaya gelip ilk nefesini alışından son nefesini verişine kadar yaptığı yegane şeyin bütüne katkı sunmak olduğu ve bunu hangi yöntemle yaptığının da yalnızca kendi özgür iradesi ve yetenekleri uyarınca olduğudur. Yani kıyas gerektirmeyen bir başarı bu, sadece dünyada bulunmakla kendiliğinden oluşan bi şey.

Bu yöntem bilinmez bi şey değildir ancak zaman içinde “o zaman insanlar tembelleşir hiç bir şey yapmazlar” karşı görüşü ile reddedilmiştir ve ben de buna çok gülerim. Sanki hiç bir şey yapmamak mümkünmüş gibi bir varsayımdan yola çıkar bu karşıt görüş :))))  Hiç bir şey yapmamaya, konuşmamaya kendini güdüleyerek bir ömür boyu didinen bir yogi bile bi şey yapmış olur ve böylece bütüne kendi en iyi katkısını sunar.

Başarı’yı gübre örneği ile eşleştirmek mümkün. Tohumları ekmişsiniz (doğmak üzere olan insanlar) sonra toprağın yeterli olamayabileceğinden şüphe etmişsiniz! ve onu gübre ile güçlendirmek istiyorsunuz. O gübre ister doğal isterse kimyasal olsun, içeriğine yüklediğiniz kimyasal niteliklerle (başarıya atanan tanım) tohumdan yüksek verim(!) almak istiyor  daha iyiyi ve güzeli hasat etmek için gereksiz bi gayretkeşlik! hahahahahaha O japon bi amca vardı gübresiz ürün yetiştiren ve bunun kitabını yazan, hatırlarsınız .

Yaşamda bilimsel veya spiritüel, yani madde ve mana anlamında gösterilen tüm çaba yalnızca “her şeyin mümkün olabileceğine” zihnimizi ikna edebilmek için. Bu olabildiğinde sonrası için plan yapmak gerekmez  Neyin planını yapacaksınız ki, tüm mümkünlüğün içinde size gereken sadece bir minik kıvılcım, minicik bi istek

Plan her birimizin katılımıyla oluşan, bütününü göremesek de olduğunu bilip ikna olduğumuz bi şeydir. Kişisel olarak hala özgür iradelerimizle isteğimizin, coşkumuzun izini süreceğiz.

Keşfetmenin hazzı ve büyük tablonun emsalsiz katkı sunan bir parçası olmanın zevki…
Yaşamaya değer .

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir