Bağlantılar

20 Eylül 2011

Ben bir hamurdum, beni bir kurabiye kalıbı ile “kırt” diye kestiler ve pişirdiler.

**

Bazıları AĞ kurar ve ama bunu herkesin kullanımı için yapar. Ağ bağlantısını kullanamayanların doğada şansı olmaz.

**

Yani varlıklar arası ilişkiler karşılıklı etkileşimlere dayanılarak oluşturulur. İnsanlar ise tepedeki birilerinin görüşüne göre davranışını belirlediğinden, asla (arılar, karıncalardaki gibi) doğal sisteme uygun bir toplumsal hayat modeli ortaya çıkamamaktadır.(Bakınız)

**

Dünya nüfusunun %95inin değişik seviyelerde nevroz vakası olduklarını biliyor muydunuz?

Bunun sebebi, hücrelerinize zorla (ihtiyaçları olmayan) yönergeler vermeye çalışmanızdır. Hücrelerimizin içindeki salınımcılar,d oğadaki diğer salınımcılarla uyum içinde akmalıdırlar,  zira ortak-evrensel bir enerji ağı içindedirler.

**

Sebebini bildiğiniz, diğer şeylerle ve kendi kararlarınızla ilişkisini kurabildiğiniz şey canınızı yakmaz!

Şüphesiz ki, sebep dizgelerinin hepsini görmek sınırlı algımızla mümkün olamayacaktır, bu sebeple çoğu insan  bu konuyu doğrudan “her şeyi bilene” havale etmektedir. Buna tevekkül deniyor sanırım. Kısmen insanı sakinleştirse de ben yine birey bilincinin ve genel algının artışı için insanın kendi kendine sebep araştırmasını kabiliyet ve sabrı oranında sürdürmesinden yanayım.

**

Tebey münüp koy ara yaşmas..
Deveye binip koyun sürüsü içinde saklanılmaz.

**

Sakral, hem kişisel hem de toplumsal anlamda bir çok anlaşmanın ve daha çok anlaşmazlığın görünen sebeplerinin altında yüzen dev buz dağı ay pardon dev ateş topu olabilir 🙂

**

Ayna, ona bakanın görüş açısının tersini gösterir.
Gayet tabi olarak su da aynı işlevi yapar.
Bu mekanizmayı kavrayınca dünya-nız çöker.
Aynaya biraz da aşağıdan bak, o zaman olabildiğince yukarıyı gösterecektir.

**

İkibin yıl önce dualitenin adı titretiyordu, şimdi adı serbest, tadı nerde bilinmiyor 🙂

Constantin’den bu yana değişen bi şey olmadı, her gelen iktidar hırsıyla yandı, yaktı, en yakınlarını kesti, boğdurdu!

**

Kandan kardeşliği seversem de frekans kardeşlerimi de çok severim. Frekans kardeşliği, fraternis filan gibi örgütlü yöntemlerle korunamaz. Frekansların kendi içinde doğal bir akışı, kapsama ve kapsanması mevcut zaten.

**

Eğer bi örgütü yoksa, bi sloganları, belirgin bi bereleri, selamlaşma tarzları, hele hele kutsal bi kitapları yoksa frekans kardeşlerinin, bunlar birbirini nasıl tanır?

Eğer birine mantıki olarak gerekçelendiremediğiniz bir yakınlık, tükenmeyen bir ilgi duyuyorsanız, ya da birine tükenmeyen bir kızgınlık, öfke duyuyorsanız, işlem tamamdır arkadaşlar 🙂

Peki frekans kardeşi olmadığınızı nerden anlarsınız?

Eğer hiç ilgi alanınıza girmemişse, oldukça uzak frekanslardasınız, eğer görüyor/duyuyor ancak sizde özel bir duygu uyandırmıyor, nötr kalıyorsanız, akraba frekanssınız diyebiliriz.

Neticede evrende hepimiz akrabayız, ama akrabalığın da dereceleri var doğal olarak 🙂

Belki şu başlığa da göz atmak yararlı olabilir: Bakınız dik açı

**

Bir yorum

  • Turan 20 Eylül 2011, 17:33

    Baglantilardan bir tanesine de “toplum” deniyor. Topluma tüm bireysel bilgilerin de toplami denebilir. Toplum degerleri tutucudur ve icinde bulunan insanlari kendine benzetmeye calisir. Birey ise toplumda bulundugu icin kendini güvencede hisseder ama toplumun degerleri kendi dogasina karsi gelir. Bu nedenle o sahis kendi dogasina uyma istegi ile güvence hissi arasinda uyum saglamaya calisir. Denize cok acilirsa bogulma ihtiyaci büyür, sadece karada kalirsa can sIkIntisindan ölür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir