Ayrılık gayrılık

11 Şubat 2017

Ayrılık (özneler ve dilin tüm yapılarının oluşturduğu illüzyon) faydalı bir amaç uğruna kurgulanmıştır ve 3,4 ve 5. boyutlar süresince azalan ve derinleşen bir süreçte insanın eğitimine hizmet eder.
Soru: Nedir bu fayda?
Bildiğimiz, bilmediğimiz ve asla bilemeyeceğimiz yaradılış katmanlarının aslında her anlamda BİR olduğuna dair bir anlayış edinmek.
Soru: Peki zaten her şey BİR ise bu zahmete negerek var?
Öncelikle bunu zahmet değil büyük bir eğlence şöleni diyerek başlayalım. O zaman daha anlaşılabilir olacağını sanıyorum.
Bütün bu göz kamaştırıcı ayrılık illüzyonu kurgusu bizlere “özgür irade deneyimi” kazandırmak için planlanmış. Her şeyin zaten BİR olması özgür irade kazanımını değersizleştirmez aksine, tek hedef olan “BİLİNÇin evrilmesi” için olmazsa olmaz bir gerekliliktir (çünkü bu evrim çeşitlenmeyi mutlak surette gereksinir).
Mesele bunu eğlenmek mi yoksa acı çekmek için mi kullandığımızdan daha çok bu ayrılığı mutlak mı zannediyoruz yoksa kurgu olduğunu biliyor muyuz sorusunun cevabı olmalıdır.
Soru:O halde sanki BİRliği anlamak ve kabullenmek bir tercihmiş gibi, özgür irademize bağlıymış gibi yapmak bir aldanma olmuyor mu?
Neden olsun? Zaman da bu kurgunun bir parçası yani mutlak değil, eğer arzu ediyorsan sonsuza kadar bu üç boyutun (3-4 ve 5) kapsamında kalabilirsin, birinden diğerine tırmanabilir ya da uçurumdan aşağı atlayabilirsin. Kimse seni zorla 6.boyuta çekmeyecek. Garanti ediyorum.

*

Castaneda’nın Rüya Görme Sanatından özetle alıntıladığım şu paragraf da konuya oldukça açıklık getiriyor:

Tekdüzelik, birleşim noktasının aynı konumda, birlik içinde tutulabilmesi için gerekli. Eski GÖRÜCÜler, normal dünyanın dışında tekdüzelik ve bileşiklik kazanmanın tüm edimine, iz sürme
algılaması derlerdi.
İz sürme sanatı, birleşim noktasının sabitlenmesi ile uğraşır. Birleşim noktasının yerini değiştirmek önemli olmakla birlikte, onu yeni konumunda, bu yeni konum nerede olursa olsun, sabit tutmak daha da önemlidir.
Eğer birleşim noktası durağan olmazsa, tutarlı biçimde algılamanın
başka yolu olmadığını açıkladı. O zaman deneyimleyebileceğimiz,
birbiriyle ilişkisiz bir imgeler kaleydoskopu olur.

*

Üç dört yıl önce Adamus bir konuşmasında, hadi kalkın da şöyle üstatmışsınız gibi bi yürüyün demişti. O gün ya da ertesi gün çarşıda aklıma geldi, dur bi üstat gibi yürüyeyim dedim. Tahmin edebileceğiniz gibi kahkahadan kırıldım yolun ortasında. Tabi üstadın yürüyüşü değildi komik olan benim üstat şöyle yürür herhalde zannımın ürünü komikti! Her geçen gün ciddiyetimi yitiriyorum ki bunu da yıllardır dilerim zaten.

Yorum Yapılmamış

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir