Ayn Rand devam

10 Eylül 2009

Bin sayfayı geride bıraktıktan sonra AYN Rand konusunda yavaş yavaş fikir sahibi olmaya başladım. Muhtemelen yüksek oranda özdeşlik kurduğu roman kahramanı Dagny Taggart, benim otuzbeş yaşına kadar taşıdığım kişiliğe çok benziyor doğrusu. Rand, bu kitabı yazdığında elli yaşındaydı ve hala böyle düşünüyordu demek ki. Bunda pek terslik göremiyorum, ben onun tam bir sonraki  jenerasyonu olarak bazı şeyleri ondan biraz daha erken görmüş olabilirim, bu da gayet sağlıklı bir zaman ilerlemesini gösterir.

Atlas Vazgeçti gibi bir kitabı yazabilmek kolay değil, oldukça cüretkar, hele yazıldığı zamanı dikkate alacak olursak sanırım bu düşüncem aşırı olmaz. İkimizi de “Yeni Dünya’ya” götüren yollar farklı, yeni dünyalarımız da biraz farklı fakat bütün bunlar çok normal. O kendi yeni dünyasına “Atlantis” ismini vermiş J

Yayınlandığı zaman ve belki hala çokça konuşulmuş ve eleştiri almıştır. Aslında O öyküsünü gerçek bir öğretmen’e dayandırdığının farkında mıydı acaba? İnsan bir filozof da olsa gerçek söylemleri, söylemeyi hedeflemediği sözler arasından çıkar. Bu sebeple o öğretmen yani kitaptaki felsefecii Dr.Akston, bütün bu binbeşyüz sayfalık romanın ortaya çıkmasını sağlayan adamdır, benim yorumum bu da acaba Ayn Rand buna katılır mıydı?

Üç  üstün zekalı öğrenci, Galt, Anconia ve Ragnar, ikisi soylu aileden gelen bu aynı yaştaki öğrenciler aynı iki konuda öğrenmeye merak sararlar: Fizik ve felsefe! Bingo J Felsefe derslerini Dr.Akston’dan fiziği ise o dönemin en ünlü fizikçisi Stadler’den alırlar.  Onların “Yeni Dünya” yı fiilen ortaya çıkaran ve bunun için eski dünyayı bütünüyle alt eden özellikleri ne olabilirdi peki? İçlerinde var olan yaratma güdüsü,faydalı merak ve dürüslükleri. Bu özellikleri diğer çocuklarda olduğu gibi “bilgi” karşılığında sömürülemedi, işte hepsi bu. Normalde nerdeyse bütün çocuklarda var olan bu özellikler, onlar büyürken edinmek zorunda oldukları bilgi ile değiş tokuş edilirler. Ve büyüdüklerinde ellerinde yalnızca satın aldıkları (karşılığında o üç özelliği bedel olarak ödemişlerdir) bilgi kalır; kuru kabuk!

Bu özelliikler ne kadar da ERİL enerjinin temsil ettiği şeye benziyor değil mi?Baktım da Ayn Rand utanmasa Yeni Dünya’ya Dagny’den başka kadın almayacak gibiymiş. Belki birileri eleştirdi ya da çok zeki olduğu için o noktayı farketti ve sonradan çok zorlama iki kadın karakteri(bunlardan biri fırıncı kadın-adı bile yok- diğeri ise ünlü bir aktrist!) Yeni Dünya’ya kabul etmiş, lütfen etmiş J Oysa adıyla sanıyla, tüm hayat hikayeleriyle Yeni Dünya’ya buyur ettiği en az yüz erkek var!

Peki yazar, aslında filozof Rand neden kadınları sevmiyor? Onlardan alıp veremediği neydi? Galiba kadınları seven filozof pek yok tarihte. Kimisi üstü kapalı kimisi de açıkça düşmanlık etmişlerdir kadınlara, bunun üzerine hiç konuşuldu mu? Eminim konuşulmuştur, bazıları yapıları kurar birçoğu da onu konuşur, düzen bu J Hatta Ayn Rand’ın üzerine oturduğu fikir de bu.

Peki ben neden “Bir kadını öldürmüştüm?” Yaradılışın çift öğesini görmezden gelmeye mi çalışıyoruz filozoflar hepbirlikte?

Ayn Rand’ın Yeni Dünyası; Atlantis bu öğeyi dışlayarak bir yere varılmadığını görecek mi ilerleyen sayfalarda, okuyup göreceğiiz. Ve daha epey konuşacağız muhtemelen.

Kitapları okumuş olanları düşüncelerini paylaşmaya davet ediyorum buraya, teşekkürler şimdiden.