Atasözleri özel sayısı :)

10 Aralık 2011

Atasözleri gerçek demokrasinin tek ürünüdürler. Çünkü en az 30 jenerasyon boyunca bir ülkenin tüm insanlarının deneyimlerinin ortak onayını almışlardır. Üstelik onları ne zenginler ne hükümdarlar ne mankenler ne popçular etkileyemez. Bu sebeple bir konuda karar alırken eğer iç sesinizi duyamazsanız danışabileceğiniz en güvenilir kaynaktırlar. Çocuklarınıza atasözlerini öğretin (önce kendiniz bi öğrenin), ülkemizinkileri bitirdikten sonra başka dünya ülkelerinin atasözlerini öğrenin. Lütfen bunu yapın.

Atasözlerinin mucizesinin bi kanıtı da, bir çok ülkede farklı lisanlarda aynı anlama gelen atasözlerinin varlığıdır. Sosyoloji ve antropoloji sevgisiyle dolu bi insan olarak -ben yani- söz konusu demokrasinin ülkeleri, milletleri,dinleri aşan bir dünya demokrasisine işaret edebileceğini iddia ediyorum.

**

av: atasözlerinde geçen objeleri doğadaki halleri ve özellikleri ile almaktysanız,evet,haklısınız..Benim pencerimin farklı olduğunu söylemek durumundayım.. Örneğin “Altın suya düşmekle kirlenmez” atasözünü alalım. Burada sözü geçen altın (AU) kimyasal özelliği ile insana bir örnek için seçilendir.Ve kişinin doğru varsayılan yanlarının olması halinde olumsuzluklardan etkilenmeyeceğini anlatır..Diğerlerinde ise bunun tersini,(üzüm üzüme baka baka kararır’da olduğu gibi)insanın insandan etkileneceğini söyler…Her ikisi de doğrudur..Şartlar farklıdır..Nalıncı keseri gibidirler atasözleri,işinize geleni kullanırsınız…

sa. Katılmıyorum. Atasözü nalıncı keseri gibi işinize geldiğinde değil, tam yeri geldiğinde kullanılır. Altın’ın doğrulukla ne alakası var? Altın, zor bulunan, parlak ve herkes tarafından ziynet eşyası olarak kullanılmak istenilen bi şeydir. Ayrıca parlaklığı ve rengi güneşle benzeştirildiği için muhtemelen çok çok eski ilkel zamanlardan beri aynı amaçla kullanılan bi simgedir. Bunu doğrulukla bağdaştıramayız. Bu atasözünde altının kullanılması resmen bilgeliktir bana göre. Altın gibi insan denir. Herkes altınının ne amaçla kulllanıldığını tarif etmeksizin içsel olarak bilir. 🙂

ek: Aşkın bey çok güzel bir noktaya dokundunuz; evet objeleri doğadaki halleriyle almaktır bence doğru olan. Çünkü aslında atasözleri holografik bir gerçeği yansıtırlar. O ufacık kelime grubunu alıp büyütüp küçültüp gerçeğin -mikro/makro arasın…da- farklı boyutlarına oturtursanız aynı gerçekliği taşıyacaklardır, bozulmazlar, tam uyarlar anahtar ve kilit gibi ve holografik olarak her boyutta uygun düşerler… Bütün atasözlerini bilemiyorum haliyle, belki üzerinde tartışabileceklerimiz de çıkar fakat bunu tartışamıyorum şu an…  Hatta bu söz savaşçı’nın yolunu da anlatır. Hangi ortama girerse (suya düşerse) girsin kendinden ödün vermeden, erkinden birşey kaybetmeden yapması gerekeni yapar, amacına ulaşır ve yoluna bakar yani pas tutmaz…

şb: Sohbet çok güzel gelişmiş, okumaya doyamadım. Bu arada çelişen atasözleri de var: iti an, çomağı hazırla / iyi insan lafının üstüne gelir gibi…

sa: Sevgili Şebnem bunlar asla çelişmiyorlar çünkü iki ayrı durum için söylenirler. Biri sevilmeyen, diğeri ise sevilip özlenen şeyler için söylenir. Hatta birbirinin yerine kullanıldığında (yani ters durumlar için) çevredeki herkes hemen şakayı anlar ve gülerler.

av: Sibel hanım aynen öyledir..Gelen bize göre iyi ise “lafı üzerine” kötü ise “çomağın ele almak ile” değerlendirilir…Yani benim işimize geldiği gibi,nalıncı keseri dediğime siz “ayrı durum” adını vermektesiniz.Benim buna itirazım yok…

sa: Ama bunun nalıncı keseri ile ilgisi olamaz sevgili Aşkın. Nalıncı keseri adı üstünde bir atasözünden alıntıdır ve “nalıncı keseri gibi hep kendine yontar” denir. Bunun anlamı, duruma göre davranır değildir, her kalikarda kendi menfaatine uyanı yapar anlamındadır ve genellikle bencil ve haris insanlar ve durumlar için kullanılır.

Şb: Eğri otur doğru söyle / Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Ne yapsam acaba? :))

sa: Şebnemciğim, burada doğru söylemenin büyük bedelleri olabileceğini hatırlatmakla birlikte, son tahlilde doğru söylemeyi öğütlüyor atalarımız.

Av: Atasözlerine yüklediğimiz anlamda farklı yerlerdeyiz.Ben sadece “şeyh uçmaz mürit uçurur” doğrultusunda atasözlerine taşıyamayacağı bir yükü yüklemek tarafında değilim.Umarım doğru ifade edebildim.

sa: Sevgili Aşkın, gerçekten de ve bütün samimiyetimle aynı fikirde olmadığımıza sevindim. Hepimizin aynı fikirde olması kadar büyük bi tehlikeyi hayal edemiyorum. Üstelik hiç bi haklı çıkma gayretim de yok. Ben böyle hissediyorum ve böyle yaşıyorum şimdilik, sonra ne olur kimse bilemez 🙂 Bu arada bütün atasözlerine bayıldığım halde en sevdiklerimden ikisini söyleyerek konuyu tatlıya bağlamak istiyorum.

Birincisi: Dar yerde iş yapacağıma geniş yerde dayak yiyeyim daha iyi.

İkincisi: Önce yediğin hurmalar sonra kıçını tırmalar

Bu güzel sobetler için hepinize teşekkür ve sevgiler sunuyorum

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir