Aşağı Kayış

17 Nisan 2009

Don juan farkındalıkta ustalaşma açıklamalarına devam eder. Bugüne kadar bu konuda pek çok gerçeği açıkladığını, geriye yalnızca birinin kaldığını söyler. Bu son gerçek, eski kuşak büyücülerin kendilerinin de farkında olmadan buldukları en önemli gerçektir. Değeri ancak yüzyıllar sonra yeni görücüler tarafından anlaşılabilmiştir.

“Sana insanın birleşim noktasının algı için, yayılımlara ayarlı olduğunu söylemiştim. Noktanın sabit konumundan hareket edebildiğini de tartuşmıştık. Son gerçek, birleşim noktasının belli bir sınırın ötesinde hareket etmesi halinde bildiğimiz bu dünyadan bütünüyle başka dünyalarla birleşebilmesidir.” der Don Juan…

Bazı coğrafi bölgelerin bu tehlikeli harekete yardım ettiğini hatta hareket için özel yönler fısıldadığını ekler. Örneğin Sonora çölü birleşim noktasının aşağı hareket etmesini sağlar, iblisin olduğu yere. Bu nedenle burada karşılaşacağı insanlar, büyücüler, tehlikelidir.

La Catalina’dan söz ederler bir süre. Farkını sorar Castaneda. “tamamen aynıyız” der Don Juan… o daha çok Silvio Manuel veya Genaro gibi, onların kadına uyarlanmışı ama kadın olması dolayısıyla da ikisinden de sınırsız derecde tehlikeli ve saldırgan” der yine…

“hepimizden genç olmasına rağmen yaşlı nesildendir. O; o topluluğun sonuncusudur. Bizi pek sevmez. Az temasa geçer. Nagual Julian’ın tarzına alışkındır o. Bilinmeyenin engin maceralarını özgürlük arayışına tercih eder. “

Bilinmeyenin engin maceraları olabileceğini; deneyimlememiş olsak da dünyadaki izdüşümleri ve birleşim noktasının hareketinin, bizler için her türlü günlük uğraşımız kadar emin olduğumuz/olağan kabul ettiğimiz bir mekanizma oluşu sebebiyle biliyoruz. Peki özgürlük, birleşim noktasının kayış yerleri ile alakasız bir durum mudur? Bu konuda düşünmüş olan var mı?

6 Yorum

  • Sibel 20 Nisan 2009, 16:49

    Hafif ve akışkan… Kilit sözcükler 🙂

  • derya 20 Nisan 2009, 11:03

    Evet, şiirin tamamı daha güzel.Çevirisi Castaneda kitaplarını çeviren Nev’e ait.

    Son yazından sonra bir kez daha düşündüğümde daha iyi anladım sanırım.Yeni büyücüler, eylemlerini onların önemsizliğinin bilincinde olarak yapıyorlardı.Eski büyücülerdeki güç ve iktidar hırsını taşımadan.Bir bilgi adamı gibi hafifi ve akışkan şekilde.

  • Sibel 20 Nisan 2009, 08:55

    Verdiğin örnekten yola çıkarsak, evin rüyalardaki simge anlamıyla kişilik olduğunu biliyoruz, bu durumda bi dolu odası olan bi ev değiştirilebilecek bi çok kişilik olduğu ama sonuçta hepsinin yalnızca kişilik olduğudur. Sanırım DJ’nin söylediği fark, lüzuma göre kişilik değiştirilebileceğini ancak onların hepsinin amaca ulaşmak için birer araç olduğunu unutmamamız gerektiği yönündedir. Yeni büyücünün amacı ise bellidir: özgürlük.

  • hanife 19 Nisan 2009, 23:06

    Bileşim noktası her kaydığında farklı yayılım bantlarının aydınlandığında yeni maceralar dünyalar deneyimlendiğini düşünüyorum .Özgürlüğe giden yolda bir aşama belki ama eski büyücüler gibi takılıp kalmakta var:)) o yüzden dikkat etmek lazım.bugünlerde okumuştum belkide sen yazmıştın hatırlamıyorum Kocamaaaaaan bir evin yanlızca bi odasına tıkılıp kalmış durumdayız bileşim noktasını hareket ettirip diğer odalarada girip çıkabiliriz de mesele o değil :)) O evden çıkmadan özgürlük yok bize.

  • Sibel 17 Nisan 2009, 19:20

    Güzel şiir, herhalde orjinali daha güzeldir.
    Bilinmeyenin engin maceraları ve özgürlük arayışı tam olarak aynı değil, öyle olsaydı eski ve yeni büyücü ayrımı yapılmazdı. Benim aklımda bikaç netleşmemiş şey var ama belki başka yorumlar da gelir, etkilemiş olmayayım.

  • derya 17 Nisan 2009, 16:33

    Don juan’ın yorumlarına genel anlamda baktığımızda mutlak bir özgürlük için birleşim noktasının kaymasının gerekliliğini görüyoruz.Fırlayıp özgürlüğe doğru kartalı geçebilmek için…
    “Bilinmeyenin engin maceralarını özgürlük arayışına tercih eder. ”
    Bu cümleye yine de tam bir anlam veremedim.Bilinmeyenin engin maceraları ve özgürlük arayışı aynı şey gibi görünüyor.Özgürlük arayışı deyince aklıma gelen güzel bir şiiri paylaşmak istedim şimdi.Tamamı bu değil ama…

    ŞİMDİ
    Sadece bu işte, Üzerinde tahmin yürütülecek
    ne temize çekilmiş bir metin kalmış ne de bir müsvedde,
    yaktım ben onları zira.
    Tarih yok hiçbir tabında,
    göremiyorum baskı filan da,
    ne bir sayı ne bir imza yok kopyası hatta
    onun için elinde ne kaldıysa
    beş para etmez koleksiyoncularca.
    Ey Eleştirmen, koyma bunu rafına,
    zira özel kağıdı uçmuştur havaya.
    Oku, hepsi bu;
    dağılıp gitmeden önce
    mukaddes ekmeği yemenin
    Zamanı şimdidir anca
    Başka da bir şey yok ha!

    —Peter Goblen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir