Antik Diller yazı dillerinin/Alfabelerin doğuşu ve titreşimler

07 Kasım 2010

ANTİK DİLLER YAZIDİLLERİNİN / ALFABELERİN DOĞUŞU VE TİTREŞİMLER

tonoskop 03 200x300 Cymatics | Saymatiks | Sesten Şekle | Şeklin Sırrı

Hans Jenny, Tonoskop adında bir cihaz tasarlıyor. (Cristal osccillators) İnsan sesi ile bir borunun ucundaki zar titreşiyor ve kelimeler görünür bir hal alıyor. Cihazda elektronik hiçbir parça olmadığından sesin frekansı en temiz şekilde görülebiliyor.

Bu cihazla antik dillerle özelikle Sanskrit ve Hebrew ile çalışıyor. Modern dillerden farklı olarak sözün söylenişi ile oluşan şekille görüntüde oluşan şeklin uyumunu veyazılı alfabede o kelimenin o şekilde yazıldığını görünce çok şaşırıyor. Bunun anlamı o dilin yazıdilini oluşturanların bu çeşit bir deneyi yapmış olması olabilir veya başka bir yöntem de olabilir. Böylece o eski dillerin en eski dili görüşüne de atıfta bulunuyor bu fikir ve Tibetçe, Çince, Eski Mısırca için de denenmeli… http://www.world-mysteries.com/sci_cymatics.htm

sriyantra mantra2 294x300 Cymatics | Saymatiks | Sesten Şekle | Şeklin Sırrı

Peki bu teorinin temeli var mı? Evet var. Özellikle eski zamanlardan kalma şekiler bugün bunu keşfetmemizi sağlıyor. Yukardaki örnekte Hans JHindistan’da meditasyon sırasında tekrarlanan bir kutsal kelime olan OM sesi verildiğinde bugün oluşan şekil ile binlerce yıl öncesinin sembolü şaşılacak şekilde aynı. Kutsal kadim dillerin kutsal görüntüler oluşturduğu düşünülüyordu. http://www.unitedearth.com.au/sound.html

Dikkat edin eski dillerin pek çoğunda semboller dili oluşturur. Harfler değil. En eski dillerde sanki başka bir ana dilin mirasçılarıdır. Kimilerine göre insanın nefes alış veriş sesi bile evrensel bir enerjinin formudur.

Gözle görmediğimzi enerjinin form kazanması ve görünür dünyaya ait fiziksel maddenin toparlanması atomların molekül oluşturacak şekilde biraraya gelmesi onların daha uzun dizilimleri organik maddeyi ve tüm gördüğümüz maddeyi olşturması sesin maddeyi zorlayarak biçim vermesi gibi enerjinin kafeslerinde mi oluştu.

Ses aslında oluşturulurken 3 boyutlu bir bilginin 2 boyutlu ardışın genlikler halinde saklanması ve şifrelenmesi mi?

Yani şöyle düşünün ses aslında dalgalardan oluşur. Bu dalgaların genlikleri ve frekansı vardır. Ses arka arkaya gelen titreşimleri taşırken sadece iki bilgiyi bilmek ve dizi halinde ardarda dizmek yeterlidir. (Genlik ve frekans bilgisi) Ancak bu ses bir metal plaka üzerindeki tozlara 3 boyutlu bir bilgi ile şekil verir. Ardı ardına gelen frekans dizisi notaları notalar parçaları oluşturur.

Oluşan görüntüler andan ana değişirken dikey bir ışınım gibi üst boyuttan alta doğru inen enerji frekansı her boyutta süzgeçten geçerek şekil değiştirir. Böylece evrensel bir biçimlenme başlar. Gerek titreşim frekansı gerekse fiziksel büyüklük olarak her katmanda enerji farklı biçimlere bürünse de ses bunlardan birisidir. Önce maddeye o katman kaç boyutlu ise o kadarlık biçim verir. Sonra arka arkaya gelen enerji demeti zamanı oluşturur. Zamansal değişimi ve hareketi bu enerjinin bir borudan akan su gibi ya da arka arkaya gelen ses dalgaları gibi gelişiyle oluşturur.

Madde hali hazırda bu biçimde kalışını bu akışın sürekliliğine borçludur. Burada evren için anlatılanları aynen insana uyarlarsak bünyesinin bu enerjinin indirgenerek gidişinde hangi katmandaki bilgiyi aldığı şuurunun açılığını belirleyecektir. Hatta sağlığını uyumlu çalışan bir organizma olmasına.

Öyleyse enerjinin şekillenmesi gözle görünmeyen matematik kanunlara bağlıdır. Böylece önce görüntüyü gördük. Sonra bu görüntüyü sesin oluşturduğunu anladık. Sonra sesin bu görüntüyü oluşturmasının altında yatanın enerjinin karakterinden kaynaklandığını ve sesin bir enerji türü olduğunu başka enerji şekillerinde de biçimler oluşacağını gördük.

Soru enerjinin karakterinin neden böyle olduğu. İşte şimdi matematiğe geldik. Eğer çemberi oluşturmak için sonsuz sayıda noktayı bir merkeze eşit uzaklıkta dizmemiz gerektiğini biliyorsak bu noktaların bize Pİ sayısını vermesi gibi enerjinin karakterinde sabit olmasına karşın sonsuza uzanan değerler var. Bu değerler soyut evrenin somutlaşmasını sağlıyor.

Dolayısıyla soyut kısımda henüz keşfetmediğimiz bölümler olabilir.

KRİSTALLERİN TİTREŞİM OLUŞTURMADA YERİ

Kuartz tipi kristallerin istenen frekansı sürekli tekrarlama özelliği vardır. Programlandıklarında ışıksal ve sessel olarak istenen titreşimi temizleme, koruyucu alan oluşturma sağlıklı rezonans yaratma gibi bölümlerde kullanabilirler. Hans Jenny araştırmalarında kristal osilatorler kullandı. (OSİLATÖR: Elektrik salınımlarını elde etmek için, genellikle elektron tüpleri kullanan elektrikle çalışır bir cihaz) http://www.world-mysteries.com/sci_cymatics.htm

DUALARIN ETKİSİ

Mantralar, meditasyonlar ve duaların belli bir ritemdeki özel kelimelerin tekrarı, önce zihni sonra sesi ve sonra bedeni aynı anda belli bir frekansa sokar. Bu titreşim asal bir akış ile temasa geçilebilmesini sağlar. O düzlemin titreşimlerine yaklaştıkça oradan gelen algı iş oluş ve duygusal izlenimler algılanır hale gelir. Beyin merkezlerinin doğru uyarımları insan üzerinde olumlu etkiler oluşturabilir.

CHLADNI DESENLERİ ÜRETEN PROGRAM

Bir ses kaynağı ve metal plaka olmadan da bu yapılabilir mi diyerek düşünürken olayın matematiksel modelinin mutlaka kurulmuş olması gerektiğini düşündüm.
Gerçekten de http://softwaretonoscope.com/ adresinde bir program buldum. Verilen frekansın görüntüsünü oluşturuyor. Ayrıca frekans üretici program SineGen 2.1 http://www.tucows.com/preview/502787

GEOMETRİ
http://wikicompany.org/wiki/911:Geometry

TİTREŞİMLERLE 3 BOYUTLU NESNELERİ OLUŞTURUP VARMIŞÇASINA DOKUNABİLMEK

İnanılmaz ama Japon bilimadamları bunu başardı. Bilgisayar ekranında tasarlanan nesneyi ultrasonik ses dalgaları üzerinde oluşturuyorlar. Elinizi uzatıp dokunmak istediğinizde şaşırıyorsunuz, sanki görünmez şekilde nesne orada. Düşünün bununla cilt üstünde pek çok duygu elde etmek mümkün.

Cymatics | Saymatiks Sesten Şekle | Şeklin Sırrı

Not: Senelerdir ilk lisanların büyü etkisi taşıdıklarını ama zaman içinde birbirine karışıp bu etkilerini büyük oranda kaybetmiş olmaları gerektiğini söylüyorum. Yukardaki bilgilerden haberim yoktu. Bu konularda çalışılıyor olması heyecan verici, yazının ve adresteki araştırmanın sahibi görünen Süleyman Sönmez’e de teşekkürler.

Gönlümden geçen ÖNtürkçe lisanının yukardaki gibi bir teste tabi tutulması ve harflerin- kelimelerin hangi şekillere denk düştüğünün araştırılmasıdır doğal olarak. Konuştuğum ve beni, ülkemi bildiğim tüm gerçekliği oluşturan sesleri ve frekansı merak etmemin çok doğal olduğunu sanıyorum.

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir