Ağ Bağlantısı ve arka plan

31 Ekim 2010

Arka plan tezini zaman zaman yeniden anlamaya çalışıyoruz (http://sibelatasoy.com/?p=126)

Gelen sorulara cevap ararken biraz daha açılım oldu galiba:
İsterseniz bir an için üç kuvvet kanunu bir yana bırakalım ve arka plan tezine odaklanalım çünkü bana göre çok önemli bir konu. Senelerdir insanların dikkatine buna çekmek için uğraş…ıyorum fakat başarılı olduğum söylenemez. Bunu neden yaptığıma gelince, hayatım boyunca, isteklerinin gerçekleşmediğini, şanssız olduklarını, hayatın adaleti olmadığını söyleyerek şikayet eden insanları dinledim ve onlar adına üzüldüm, çözüm aradım. Arka plan tezinin son derece mantıklı ve anlaşılabilir önermesinin onlarda bir aydınlanma yaratacağını umdum fakat belki konu benim zannettiğim kadar açık değildir. Herneyse
<Bence A/B ve C alanlarının hiç birinde şuurlu olmak gerekli değil, bunlar otonom sinir sistemimizin kendiliğinden çalışmalarını andırıyor. Fakat şuurla ilgili ince bir nokta var tabi, buna geçmeden önce belirtilmesi gereken husus, A alanındaki niyetli durumun, B alanındaki tüm niyetler bağlantısına uygun olup olmadığının kontrolü kısmıdir galiba. Ağ bağlantısını düşünmeye çalıştığımda bloke olacak gibi oluyorum. Bu inanılmaz bir alan, tüm hayatınız boyunca önemli önemsiz birçok niyetlenmenin sebep ve sonuçları açısından birbirine bağlandığını düşünün. Aslında bu nerdeyse kader ağı gibi bir şey. Ancak aynı zamanda insanın özgür iradesi ile ve bilinçsizce yaptığı niyetlenmeler. İnsanlar sebep sonuç ilişkilerini pek de ciddiye almazlar, alanların da takip edebileceği birleşim düğümleri sınırlıdır doğal olarak, nasıl ki herkes satranç oynayamaz ve oynayanların da hepsi farklı hamla sayısını görebilir; kimi 3 hamle sonrayı görebilirken kimi 8 hamleye kadarını görebilir fakat neticede sınırlıdır hepsi. Eğer sınırsızca hamle sayısı görebilseydik,ağ bağlantımızda karşılık bulmayacak olan isteği A bölümünde istemeye hiç niyetlenmezdik! :)))
C bölümü ise yine bence B bölümüne oranla önemsiz bir konumda. Çünkü niyet taşımıyor, sebep sonuç gibi karmaşık bir bağlantısı da yok. Banka kasasında duran kıymetli eşyalarınız gibi. Varsa vardır yoksa yoktur.
Sizin de söylediğiniz gibi Gurdjief’in 3 kuvvet kanunu tam da bu mekanizmayla ilgili olmayabilir. A bölümü birinci kuvvete, B bölümündeki ağ bağlantısının A’yı “karşılamama” durumu da 2. kuvveti andırıyor. Ancak C bölümü kesinlikle 3.. kuvvet değil 🙂
Sorunuzu tam anlayamamış da olabilirim.
Bu tez iyi anlaşıldığında hiç kimse bi daha şanssızlıktan, isteklerinin olmamasından şikayet etmez sanıyorum. Çünkü apaçık belli ki, bir istek yerine gelmiyorsa karşılama şartı yok demektir. Onu hemen geçip yeni bir konuya yönelmek gerekir. Çünkü C bölümündeki ibi dolu potansiyel kullanılmakiçin emre hazır bekliyor, kullanılmazsa birsüre sonra toprak olacak! Farzedin ki banka hesaplarında sanırım 50 yıl işlem görmeyen aktifler hazineye aktarılır gibi :))) Tabi B bölümündeki niyetler ağı ise deli gibi dönenip duruyor 🙂
Şuurun gelişmişliğine bağlı olarak insan gerçekleşmeyen isteğinin B bölümünde hangi niyete ters düşüp geri çevrildiğini görebilir! Bunu görenleri hemen anlarsınız çünkü onlar şikayet etmez, vakit filan da kaybetmezler 🙂 Ne yaparlar? Ters düşen niyetlerin düğümlerini çözüp serbest bırakırlar. Böylece istek yürürlüğe konur C bölümüne geçilir, eğer orada yetenek yok ise istek gerçekleşir ama muhtemelen göz doldurmayacak biçimde kalır. Yeteneksiz sanatçıların büyük azim ve disiplinli çalışmayla hayatlarını sürdürebilecek bir ortalama tutturmalarına benzer. Takdire şayandır. Zaten Searle de, niyetli durumların arka plan yetilerini geliştirmeye yönelik çalışma yaptığını ve her halikarda yetinin sonunu bulduğunu söyler.

Alllahtan hayırlısını dilemek (inşallah) biz doğu kültüründen insanların bilgeleri vasıtasıyla öğrendiği bir gerçeklikti aslında çünkü o bilgeler AĞ BAĞLANTISINI görmüşlerdi ve bunun içinden çıkmaya muktedir olmadıklarını da biliyorlardı. Böylece Ağ bağlatısı tarafından DESTEKLENECEK niyetlere sahip olmayı diliyorlardı.

Batılılar en azından son bin yılda bu davranışımızı siliklik, pasiflik ve hatta ilkellik sanıyorlardı ve onların kelimesi şuydu: “kesinlikle”!
Derken durumu onlar da farketti ve son otuz yıldır onlar da “kendimin ve bütünün hayrına olsun” demeye başladılar. Biz bullunduğumuz bu muazzam bilgelik coğrafyasından onlorın değişimini çocuğunun adımlarını hafif bir gülümsemeyle seyreden ebeveynler gibi izledik. Evet oturup izledik. bir anlamda bekledik.
Kızılderililer de bunu biz asyalılar gibi binlerce yıldır biliyordu tabi ancak kıymetleri bilinmedi. Kendi canınız ve terinizle elde etmedikçe bişeyi gerçekten bilemiyorsunuz.

İşin “inşallah” kısmını belirtmeye gerek görmedim ama o da ikibin yılına yakın GÜNEYLİ bir ayma olmuştu. Tarih, bu tür aymaları, bilmeyenler üzerinde tahakküm uygulamakta kullananların nasıl birbirlerini kırdıklarının hikayeleri ile dolu, hala da devam ediyor. Bu tür entegral kavrayışları insanları köleleştirmek adına kullanamazsınız, deneyebilirsiniz ama sonundabi sabah uyanır ve üç beş kat aşağıya yuvarlandığınızı acıyla fark edersiniz.
Artık çoğunluk coğrafyalar ağ bağlanntısının farkına vardı. Bakalım bundan sonra neler olacak?(az buçuk tahminlerim var ama sürpriz olmasını tercih ediyorum 🙂

Soru cevap trafiğinden:

Soru: Diyelim ki bir sohbete yetişmek istiyorum niyetim bu, yetişemedim bunu kendi ve diğer insanların niyetlerinde mi aramalıyım geç kalma sorununu…

Cevap arayışı: Mekanizmanın şöyle olduğunu “sanıyorum”:
B bölümü yani niyetli durumlar içeren ağ bağlantısı bölgesinin daha üst… kesinlik taşıyan niyetlerle birbirine kenetlendiğini görüyorum. Örneğin “asla, her zaman,hiçbir zaman, muhakkak” gibi duygularla perçinlenmiş niyetlerin ağları bunlar.
Senin örneğinden yola çıkarsak, katılmak istediğin sohbet, ağ bağlantıları arasında:
a) Kızım eve geldiğinde mutlaka evde olmalıyım.
b) Falanca şahısla birdaha asla aynı çatı altında olmayacağım.
c) kimseye aslla borçlu kalmayacağım.
d) sağlığım her şeyden önce gelir.
e) Bir daha aşık olmak istemiyorum
vs vs gibi şimdi aklıma gelmeyen bir çok niyetlilik halinden bir ya da bir kaç tanesi tarafından köstekleniyorsa, o toplantıyı kaçırıyorsunuz 🙂
Fakat bu mekanizmayı bilmediğiniz için, defalarca toplatıya gitmeye niyetleniyorsunuz, aradan aylar geçiyor ve siz bi türlü şu sohbete katılma isteğinizin gerçekleşmesinin kısmet olmamasının sıkıntısını duyuyorsunuz. Gibi 🙂

Birinci tekil şahıstan fikir beyanının insanın hayat boyu içinde dolanıp duracağı bir koza ördüğünü ve bu duruma “BEN” dediğimizi biliyoruz. Kaderini ören, ördüğünü bilmeyen mahpuslarız maalesef.
Bu durumdan nasıl kurtulabiliriz?
1. Ağ bağlantısında görebileceğimiz  hamle sayısında ustalaşmak için çalışabiliriz. Bu niyet ağ bağlantısıyla desteklense bile arka plan yetisinde karşılama şartı var mıdırbilinmez! zor bir iş!
2.niyetimiz döngüye girdiğinde, 3. kuvvetin bir an önce bize ulaşması için dua edebiliriz:)
3. Kendi “ben” tanımımızı gevşetmeyi, en azından fazla önemsememeyi deneyebiliriz.
4. gerçekleşmeyen niyetlerimizi hızlıca unutmayı ve ANın getirdiği yeni durumlara uygun yeni niyetlenmelere girme elastikiyeti geliştirebiliriz.
5. çevremizdeki insanların niyetlilik, ağ bağlantısı ve arka planlarını gözlemleyebilir, mekanizmayı AYNAlarda somutlaştırmayı deneyebiliriz.
6. Rüyaların gönderdiği semboller yoluyla ağ bağlantısı gizini çözebiliriz.
7. Yapabileceğimiz en kolay ve en başlangıç iş de şu olabilir; mekanizmanın şu çalışma sistemini kendi kafamızda ölçüp tartıp eğer makul buluyorsak, kendiimize sık sık hatırllatırız. Böylece en büyük dert olan “döngü” ye bari girmeyiz. Böylece daha az şikayetlenip daha az kendimize acıyarak erk kaybımızı azaltabiliriz.

10 Yorum

  • Sibel 19 Ağustos 2011, 13:26

    Hımm böyle bi olay beklemiyordum desem samimiyetsiz olacak. Çünkü çoğu kez başımıza bu ve benzeri bi şey gelir ve kendimize güvenimizi yitiririz. Üstelik bu yitirişin de farkında olmayış çok acıdır. Ve sonrasında başlarız neden isteklerimiz gerçekleşmiyor şikayetine ve araştırmasına.
    Deva zaten teşhisin içindedir her zamanki gibi; yitirilen kendine güvenin yeniden kazanılması. Bunun için mahir bi avcıgibi davranmak lazım. Önerim şudur ki, iste versin Google’da bi avcının özelliklerini aratın, deneyimli avcıların gözlem, deneyim ve kitaplarını hiç saniye geciktirmeden bulun ve okuyun.
    Ya da mahir dedektifleri bulun, onları gözlemleyin;çünkü korkup bi yerlere saklanmış olan “kendine güveninizi” yeniden avlamak zorundasınız )

  • İbrahim 19 Ağustos 2011, 13:03

    Psişik süreç üniversite yıllarında tek taraflı aşık olduğum kişi ile başladı.O dönemde bir rüya görmüştüm.Aşık olduğum kişi bir yerde oturuyor gözlük takmış(normalde gözlüksüz). Oradan geçen çoçuğa : adı nedir ? dedim.Çocuk kekeleyerek gül & ölüm dedi.Rüyamın yorumu ; taktığı gözlük,içsel yolculukta gözlerimin görmemi sağladı.Gül,ilişkinin süresine işaret ediyordu.Ölüm ise yeniden varolmaya.Ölüme iyi hazırlanamadı…Değer yargıları…Bu süreçte kazandığım psişeler ölüm gerçekleşmediği için derinlere çekildiler. Kabul edilmeme korkusu,terk edilme korkusu ve sevilmeme korkusu vd.ilişkinin bıraktığı izler olarak kaldı.

  • Sibel 19 Ağustos 2011, 11:04

    Ha bu kolay 🙂 Saklı şeyleri görüp de bunun sonucunda büyük bir zarar görmüş olabilirssiniz. İnsanların çoğu GÖRÜLMEYE hazır değil. Hele bir de gördüğünüzü söyleme gafletine düştüyseniz(hele de kadınlara karşı) büyük bir darbe almışsınızdır ve böylece psişeniz kendini sağlama almak içingörme yetisine ulaşmanızı engellemiştir.
    Şimdi sizin yapacağınız şey, o darbenin ne olduğunu kimle yaşandığını nasıl sonuçlar doğurduğunu hatırlamak. Onu bi hatırlayın sonra yine konuşuruz isterseniz.
    Bu arada bi de Bükçe yazısına http://sibelatasoy.com/?p=2427 göz atıverin.

  • ibrahim 19 Ağustos 2011, 10:46

    Şimdi bir örnek vereyim.Yaşamınızın bir anında gözleriniz farklı görüyor ve düşünüyor.Şöyle ki insanların psikolijik durumunu ve kişiliğini hemen ve çok iyi analiz ediyorsunuz bir psikolog gözüyle.Bu yeti saklanıyor kör gözlerle etrafa bakıyorsunuz pek fazla bir şey anlamıyorsunuz..Bu yeti nasıl ortaya çıktı ve neden geri çekildi anlamadım.Bu yetiye ulaşmak için nasıl bir yol izlemeliyim bilemiyorum.

  • ibrahim 19 Ağustos 2011, 10:36

    Arka plandaki yetiler her şeye muktedir ama onların gizli kalmasını istiyorsunuz bunu anlamış değilim.Bir insan neden yeteneklerini saklar çözemedim..Ya da nasıl kullanacağını bilmiyorsunuz.Sorun nerde olabilir bilemiyorum.

  • Sibel 19 Ağustos 2011, 10:14

    Şimdi arkaplan tezine göre bu isteklerinizin karşıla şartını, niyetli ağ bağlantısında mı, yoksa arka plandaki yetilerde mi karşılık bulamadığını araştırmalısınız sanırım. Sizi tanımadığım için teşhisi de koyamıyorum 🙂 Emin olduğum şey ise bi şeyleri kendinize uygun, ya da şöyle diyelim suyun akış yönüne doğru yapmıyorsunuz sanırım.

  • ibrahim 19 Ağustos 2011, 07:45

    Deli gibi aşık olursun sevilmek istersin sonuç depresif duygular hastalanırsın üç ay yatakta uzanırsın…Aşk ile içsel yolculuk yaşarsın özüne doğru, çabalarsın merdivenleri tırmanmak için sonuç yıllarca kısır döngü…Araba almak istersin yaşanmış olaylar ve insanların değerleri..sonuç arabalardan tiksinti.Kendi mesleğinde bir şey üretmek istersin kurumlara atanan yöneticilerin çökmüş insani değerleri…sonuç kabuğuna çekilme.
    Fiziksel anlamda güçlü olmak istersin spor yaparsın engeller engeller… enerjimi tükettiğimi hissediyorum.

  • Sibel 18 Ağustos 2011, 17:44

    Genelde eleştiri yapmam acaba neydi (Herhalde bi sersemlik anıma denk geldi)?
    Peki arka plan tezi ve niyetlilik durumlarını okuduktan sonra (yazının başında adresi var)ve oradaki yorumları da gördükten sonra, gerçekleşmediğini düşündüğünüz istekleriniz konusunda ne hissediyorsunuz?

  • ibrahim 18 Ağustos 2011, 15:27

    Bana yaptığınız ilk eleştiriniz aklıma geldi. Yazılanları anlamakta güçlük çekiyorum.Ne olduğunu kavrayabiliyorum deneyimlerinden aslında.Bu konuda çalışma ve pratik yapmak isterim..Arka planın farkındalığını sağlayan olaylar yaşadım ve bu yeteneklerden korktum. Kendilerini gösterip kayboldular.Bu amaçla bir iki basit pratik yapmak isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir