Haziran 17th, 2009 Ekleyen: Sibel
Konu Başı İçin Bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1928
Bu konu Don Juan’ın velinimeti Nagual Julian ile ilgili. Önce kısaca onu tanıyalım. Nagual Julian, yedi kadın büyücü ve birçok çömezle birlikte bir çiftlikte yaşıyor, çevreye karşı, yedi kızkardeşi olan dini bütün bir toprak sahibi olarak görünüyormuş. Sözlü ya da felsefi öğretime inanmayan ve oldukça garip uygulamalar yoluyla büyücü yetiştiren biri [...]
Devamını oku Prestij5 veTulio Kavramı »
Category:
Carlos Castaneda, Oyun/Film felsefeleri |
9 yorum var, sizde ekleyin »
on Haziran 16th, 2009 by Sibel
Konu başı için bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1917
Sonunda tinin ağzından konuştuğu, yanlış düğümden suçlanan sihirbaz, yeni ve müthiş bir numara bulur: “Giden adam!” Adı bile son derece manidar :)
Bi yere gitmesi gereken bi adam olduğu muhakkak da bu nasıl yapılacak?
Demiştik. “Giden adam” şovunun mantığı şuydu; sahnede kapısı olan iki boş kutu var, sihirbaz kapının birinden girerken elindeki kauçuk [...]
Devamını oku Prestij3- Giden Adam »
Category:
Oyun/Film felsefeleri |
1 yorum var, sizde ekleyin »
on Haziran 15th, 2009 by Sibel
Prestij, Yönetmenliğini Christopher Nolan‘nın yaptığı 2006 yılı Amerika, İngiltere ortak yapımı film. Yazar Christopher Priest‘in aynı adlı romanından (Prestij (Roman)) sinemaya uyarlanan filmin özgün adı; The Prestige‘dir.
Film Christopher Priest‘in Londra‘da 19. yüzyıl sonlarında yaşayan iki sihirbazın öyküsünü anlattığı 1995 yılında yayımlanan aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmıştır. Roman sihirbazlığı; vaat, dönüm noktası ve prestij olmak üzere [...]
Devamını oku Prestij »
Category:
Oyun/Film felsefeleri |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Haziran 8th, 2009 by Sibel
Adı bilinmeyen bir şehirde, ne olduğu anlaşılamayan bulaşıcı bir körlük salgını başlar.”Beyaz körlük” olarak tabir edilen bu durumdan etkilenmeyen tek kişi bir göz doktorunun karısıdır. Yavaş yavaş herkesi etkisi altına almaya başlayan bu salgının yayılışını ve yaşanan kaos ortamını canlı canlı gören doktorun karısı, kendisini ve ailesini bu zor durumdan kurtarmaya çalışır.
2008 Cannes Film Festivali’nin [...]
Devamını oku Körlük- Blindness »
Category:
Oyun/Film felsefeleri |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Mayıs 23rd, 2009 by sadik yemni
MATRİX – GERÇEKLİĞİN HAPI NE RENK?
Matrix Wachowski kardeşlerin 1999’da yeni milenyum öncesi dünyayı sarstıkları film. Matrix üzerine çeşitli yorumlar yapıldı. Filozoflar dış dünya gerçekliğini sorguladılar. Din bilginleri mitolojik terimleri hıristiyanlığın, budizmin ve hıristiyanlığın başlangıcındaki sırları bilen mezheplere gönderme olarak yorumladılar. Bu filmlerin kaçınılmaz olarak iğneleyici, batıcı, alaycı, rahatsız edici ve nüktedan şekilde verilen politik yankıları da [...]
Devamını oku Matrix-Gerçekliğin hapı ne renk? »
Category:
Felsefe ve Kuantum, Oyun/Film felsefeleri |
4 yorum var, sizde ekleyin »
on Nisan 29th, 2009 by sadik yemni
Aklın sınırında daima iki çıkış bulunur. Bilinç altının giriş kapısı ve daha üst bir farkındalığa ait azıcık aralık duran dev kanatlar. Y. Meyyin
1976 yılıydı, Amsterdam’da o yıllarda dünya çapında ünlü Melkweg’in(Samanyolu) sinema salonuna acaba ne oynuyor diye girdim. Niyetim on beş dakika kadar film seyredip çıkmaktı. Yarım saat sonra başlayacak bir tiyatro etkinliğini izlemek istiyordum. [...]
Devamını oku Aklın Sınır Berisi »
Category:
Blog, Oyun/Film felsefeleri |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Nisan 22nd, 2009 by Sibel
Neden her şey Marla ile ilgiliydi?
Neden Filmde ölen tek kişi BOB oldu? (testislerinin olmayışı ölümüyle ilintili miydi örneğin)
Neden dövüş kulubüne kadınlar alınmazdı?
Neden Dövüş kulubünün ilk, ikinci kuralı; “Dövüş kulubü hakkında konuşmamaktır”?
Neden ölmeden önce klüp üyelerinin adı olmazdı?
Neden bu projeyi (kargaşa projesi) başlatan Tyler olmalıydı?
Marla neden dibe vurmaya çalışıyordu?
“Kadınlar tarafından yetiştirilen bir nesil olarak aradığımız şeyin [...]
Devamını oku Dövüş kulubünde sorular »
Category:
Blog, Kitap Özetleri, Oyun/Film felsefeleri |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Nisan 11th, 2009 by Sibel
Neden Dövüş Kulubünde ölen tek kişi BOB olmuştur?
2005 Ekiminde sorduğumuz bu soruya gelen cevaplar şöyleydi ve bence Dövüş Kulubünü anlamak için harika açılımlar sunuyordu, bu mekandan bi kere daha paylaşmak istiyorum:
Yazan: yirmi3
Filmde ölen tek kişi Bob yani Robert Paulson.. peki acaba onun ölmesi sadece bi tesadüf mü?
Kargaşa Projesinin başlangıcında Tyler projede görevli adamları seçmek için [...]
Devamını oku Neden sadece Bob?! »
Category:
Felsefe ve Kuantum, Oyun/Film felsefeleri |
7 yorum var, sizde ekleyin »
on Nisan 10th, 2009 by sadik yemni
Konu başı için Bakınız: http://sibelatasoy.com/?p=1370
Sessiz Tanık Vigot
Fowler’ın Pyle’ın ölümü olayını araştıran Fransız polis Vigot’la konuşmaları da çok şey açıklar durumdadır. Fransızlar Vietnam’da kaybeden taraftır artık. Bu nedenle belki de Pyle’yi tanımlayan ve kitaba başlık olan Sessiz Amerikalı deyimini tedavüle Vigot sokar. Sonunda sessiz bir işbirliğini vurgulayan sahne bunu destekler gibidir. Fransız, Amerikalının ölümündeki İngiliz entrikasına [...]
Devamını oku Sessiz Amerikalı ve Trio-2 »
Category:
Blog, Kitap Özetleri |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Nisan 7th, 2009 by sadik yemni
Ünlü İngiliz yazar Graham Green, Quiet American adlı kitabını 1955′de yayımlandığında anti-Amerikancılık yapmakla suçlanmıştı. İngiliz Gizli servisiyle ilişkisi üzerine çok spekülasyon yapılmış olan Greene, sonradan İkinci Dünya savaşı sırasında MI6 için çalışırken gizli servisin başı Kim Philby’le yaşam boyu arkadaşlık kurduğunu basına açıklayacaktı. Bir ara Komunist partiye de üye olan yazar çok seyahat etti ve [...]
Devamını oku Sessiz Amerikalı ve Trio Durumu-1 »
Category:
Blog, Kitap Özetleri |
1 yorum var, sizde ekleyin »
on Nisan 5th, 2009 by Editör
Dövüs kulübünün ilk kurali, dövüs kulübü hakkinda konusmamaktir.
Walter’a düstügümü söylüyorum.
Bunu kendime ben yaptim.
Prezentasyondan önce, patronumun karsisina oturup, konusmanin neresinde hangi slaytin girecegini ve video gösterisini hangi arada yapmak istedigimi anlatirken, patronum “Sen her hafta sonu kendine ne yapiyorsun böyle?” diye soruyor.
Birkaç yara almadan ölmek istemedigimi ve artik piril piril bir vücuda sahip olmanin önemi olmadigini [...]
Devamını oku Bunu kendime ben yaptım »
Category:
Felsefe ve Kuantum |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Mart 3rd, 2009 by Sibel
ABD’li bilim adamları beyindeki düşünceleri yüzde 80 oranında okuyabilen bir tarayıcı geliştirdiler.
BİLİM dünyasında heyecanla karşılanan gelişme, Nashville’deki Vanderbilt Üniversitesi tarafından kaydedildi. Nature dergisinde yayımlanan gelişmeye göre, altı gönüllüye baktıkları resimlerle ilgili ne düşündükleri soruldu.
Kişilerin beyinlerinin monitör görüntüleri sayesinde ne düşündükleri belirlendikten sonra cevaplar alındı ve MRI beyin tarayıcının yüzde 80 oranında düşünceyi okuyabildiği görüldü.
Daha önce [...]
Devamını oku Düşünce Okundu mu? »
Category:
YENİ DÜNYA |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Şubat 15th, 2009 by Sibel
80′lerin sonunda geçen öyküde, Donnie Darko adında 16 yaşında bir genç, bazı gerçek olmayan görüntüler görmeye başlıyor. Özellikle de tavşan kostümlü bir adam beliriyor sık sık. Çevresiyle uyum sorunu yaşayan genç, ailesinin ve okulun kendisi için çizdiği yoldan ayrılıp, esrarengiz misafirinin izinden gidecektir… Yönetmenin ilk filmi olan Donnie Darko, 2001 Sundance Film Festivali‘nde gösterildi. Filmin son [...]
Devamını oku Donnie Darko »
Category:
Blog |
1 yorum var, sizde ekleyin »
on Şubat 13th, 2009 by Sibel
Az önce Whale Rider – Balinanın sırtında filmini izledim, mükemmeldi. Seyretmeyenlere tavsiye ediyorum. Withi ihimaera nin romanindan yonetmen niki caro tarafindan senaryolastirilarak cekilmis olan bir Yeni Zelanda filmi.
Balina tarafından oraya getirildiklerini düşünen bir kabile, onun şaman şefi ve torunu Pai’nin duygu yüklü öyküsü ve şamanik ritüellerinin kızılderili ve Aborjin benzerlikleri seyredilmeye değerdi. Birbuçuk saat gözümü [...]
Devamını oku Whale Rider »
Category:
Blog |
Henüz yorum yok, ilk siz yazın »
on Ocak 29th, 2009 by Sibel
Az önce BOY A isminde bir film izledim. Öyle büyük bir hüzün dalgası kapladı ki içimi, ağlamakla filan geçmedi. Aslında her yer buna benzer dramlarla dolu, sadece dinlemekle ya da izlemekle yetinebiliyorum, çaresizim. İnsan olmak ne büyük onur ve aynı zamanda ne dehşet verici bişey.
Haksızlık, duyarsızlık, kıskançlık, peşin hüküm, sürü psikolojisi ve hepsinden de kesif olanı umursamazlık sanırım, [...]
Devamını oku Exit–>Kadınlar »
Category:
Blog, YENİ DÜNYA |
8 yorum var, sizde ekleyin »