Komplo mu? Ne komplosu?

27 Ağustos 2011

…nerede kalmıştık? Ha, tıkalı enerji. Gerçek şu ki, enerji hareket ediyor. Dışarda bir dolu dramlara neden oluyor, birçok insan panikliyor, arkasından ne geleceğinden emin olamıyor. Ha, ve tüm o sahte kâhinler (peygamberler) şimdilerde ortaya çıkıyor, ve ben onlara gerçekten sahte diyorum. Tüm o dram peşinde olanlar, tüm o enerjiden beslenenler, tüm o benlikçi (kendini beğenmiş, bencil) kişiler ortaya çıkma eğiliminde. Onlardan giderek daha fazlasını göreceksiniz. Dünya senaryosunun, komplo teorilerinin sonu. Lütfen, Şambra. Şimdi, bazılarınız biraz da olsa bu komplo teorilerine inanma eğiliminde olacaksınız. Komplo değildir. Değildir.

Aslında, daha önce de bunu söyledim, ama şimdi tekrarlayacağım – ve bunu çok içtenlikle kastediyorum – bu dünyadaki politik liderler – ki gerçekten lider diyeceğim az kişi var – bu dünyadaki politik liderler komplo kuracak kadar akıllı değiller. Gerçekten değiller. (kahkahalar) Gerçekten değiller. (bazı alkışlar) Kendi ıvır zıvırları, kendi egoları ve beklentileri ya da gündemleri içinde kendilerini öylesine kaybetmiş haldeler ki, bir komployu başaracak netlik ve basitlik düzeyine çıkamıyorlar.

Komplo kurduğunu düşündüğünüz diğer insanlar, yani bir dolu parası olup da daha fazlasını isteyenler, aslında, size bir şey diyeyim. Onlar paralarıyla birlikte başka bir yere gitmek peşindeler. Uzay yolculuğuna yatırım yapan onlar. Onlar gezegeni istemiyorlar. Sahip oldukları tüm o parayla, buradaki tüm o sorunları istemediklerini farkediyorlar. Neden? Neden? Böylece birçoğu, dünya kadar parası olabileceğini, ama yine de olan biten birçok şeye katlanmak zorunda kaldığını farkediyor. Aslında paralarını kullanıp – ve bu bir gerçektir – bu yerden (dünyadan) çıkıp gidebilmek amacıyla uzaylılarla bağlantı kurmaya para harcayan zenginlerden oluşan gruplar var. Ve konuştukları şey… her türlü başka beklentilere sahipler – sonsuz (ebedi) hayat ve uzaylı seksi ve tüm o diğer şeyler. Onlar paralarını ET araştırmalarına harcıyorlar. Şimdi, ben bir ara onlara uğrayıp ET’ler hakkında gerçekten bir iki şey söylemek isterdim, ama eğlensinler diye bırakacağız.

Her neyse, bu gezegende çok şey oluyor, bir dolu enerji, ve bunu bir süre daha göreceksiniz. Büyük değişim, ona her ne demek istiyorsanız. Hatırlayın – ve bunun altını çizmem gerekiyor, onun altını 10 kez çizmek istiyorum – bu sizinle ilgili değil. Ne kadarının sizinle ilgili olduğunu düşündüğünüz, tutunmaya çalışıp da sizinmiş gibi davrandığınız, umurumda değil, bu sizinle ilgili değil. Gerçekten değil. Hayır.

Bir yanınız bunun bir çoğunu üstüne alıyor. Bu… Siz büyük bir enerji alıcısı ve vericisisiniz. Siz psişik bir alıcısınız. Dışarda olan biten şeyleri alıyor ve kendinizinmiş gibi üstleniyorsunuz. Onu kamufle ediyorsunuz. Sanki onu yeniden inşa ediyorsunuz. O kişisel bir duygusal sorunmuş gibi davranasınız diye, size ait bir bolluk sorunu ya da ilişki sorunuymuş gibi davranasınız diye ona kılıf geçiriyorsunuz. Oysa değildir. Bunu kaç kez söylememiz gerekti? Birçok kez, çünkü hâlâ şöyle düşünmeye devam ediyorsunuz, “Eh, Adamus herhalde Timothy’e konuşuyordu, bana değil. Adamus diğer herkese konuşuyor olmalı, çünkü benim bu sorunlarım hâlâ var.”  Onlar size ait değil.

Bir düzeyde çok hassas varlıklarsınız, neler olduğunu hissediyorsunuz, ama size ulaştığında onu çevirip kendinize aitmiş gibi davranıyorsunuz. Bazılarınız hâlâ şu teoriyle iş görüyor, ‘insanın sorunları olmasaydı kim olurdu ki.’ Gerçekten. Sorunlar – önünüze serdiğiniz, her sabah uyandığınızda ve her gece yatağa girerken takıldığınız o problem paketleri – size canlı olduğunuzu hatırlatıyor, beyninize uğraşacak malzeme sağlıyor. Size duygu ve dramlar sağlıyor. Ha, ve biliyorum, bir yanınız lanet edip küfrediyor ve “Bu sorunların üstesinden gelmek istiyorum” diyor, ve lütfen şimdi bana tükürmeyin, ama siz onları istiyor olmalısınız, yoksa orada olmazlardı. Gerçekten. Gerçekten. Eğer o sorunları gerçekten istemiyor olsaydınız, onlar da orada olmazlardı. Ve bunu geçen yıl da söyledim, ondan önceki yıl da söyledim…

Yukardaki şeyleri hep söylüyorum ama belki semavi(!) birinden duymak daha etkili olur. Teşekkürler Adamus 🙂

Ha bakın bütün hikaye 2 dakikalık bi çocuk videosuna sığıyor:

http://www.youtube.com/watch?v=QsCUCtlOdW4&feature=share

Gülelim diye değil, Osmanlı takkesini çıkarıp düşünelim diye…

Kandan değil frekanstan kardeşiz.


Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir